FIP HASTALIĞI NEDİR
Kedilerin enfeksiyöz peritonitisi olarak bilinen FIP hastalığı, kedilerin bağışıklık sistemini etkileyen öldürücü bir hastalıktır. Kedilerin çoğunda koronavirüs bulunur, bulaşıcıdır ama öldürücü değildir. Herhangi bir sebeple kedinin bağışıklığının düşmesi, stres, ameliyat gibi nedenlerle koronavirus (FCoV) mutasyona uğrayarak ölümcül FIP virüsüne dönüşür. Bu mutant virüs, kedilerin infeksiyöz peritonit virüsü (FIPV) olarak bilinir ve hastalığın başlangıcında mide – bağırsak dokularında bulunur.

Virüse karşı kedinin bağışıklık sistemi savunmaya geçer. Kandaki akyuvarların bir çeşidi olan monosit hücreleri farklılaşır makrofajlara dönüşür. Makrofajlar virüsleri (ve vücuda giren diğer mikropları) yutan dev hücreler olarak vücudun ilk savunmasını oluşturur. Makrofajlar virüsleri yutmak üzere kan damarlarından virüslerin olduğu dokulara geçer.


FIP virüsü mide – bağırsak duvarı hücrelerine gelen makrofajların yüzeyine tutunarak makrofaj hücresinin içine girer ve onları enfekte eder. FIP virüsü ile enfekte olmuş makrofajlar, daha sonra karın ve göğüs boşlukları içindeki diğer bölgelere, iç organlara, böbreklere, akciğerlere, karaciğere, kalbe, sinir sistemine, gözler ile beyin gibi organlara seyahat ederken virüs de vücudun farklı yerlerine taşınmış olur.


Vücudun savunma tepkisi olarak kan damarların geçirgenliği artar ve genişler. Bu durum uzun sürerse kan damarları iltihaplanır, damarlarda yangı oluşur. Kan damarlarının hasar görmesi kan dolaşımını olumsuz etkiler. Kan damarları dokuları ve iç organları yeterince oksijenle besleyemez, oksijensiz kalan dokular ve organlar zarar görür. Damar duvarlarından kan plazması (protein yoğun sarı renkli bir sıvı) sızar. FIP hastalığının ıslak (yaş) formunda genellikle karında bu sıvı birikmeye başlar. Bazı kedilerde ise göğüs boşluğunda da sıvı birikir.

Damar duvarlarından enfekte olan bölgeye alarma geçmiş makrofajlar da yığılmaya başlar. Bu durumda dokularda granülom denen doku bozulmaları oluşur. FIP hastası olan kedilerde iç organ hasarına sebep olan bu bozulmalardır. O nedenle FIP hastası kedilerde bağışıklık uyarıcılar makrofajları harekete geçirdiğinden kullanılmaz.


Bağışıklık hücrelerinin kan, lenf ve dokular arasında dolaşabilme ve gerekli bölgelerde yerleşebilme özellikleri vücudu savunmada önemlidir. Virüs ilk olarak bağırsaktaki makrofajlar ile tanınır ve lenfatik yoldan bölgesel lenf düğümlerine taşınır ve immün yanıt hem bağırsakta hem de ilişkili lenf bezinde başlar. Makrofajlar vücudun diğer bölgelerine seyahat ederken, çok sayıda bağışıklık hücresi (makrofajlar, nötrofiller, lenfositler ve monositler), toplayarak kan dolaşımından enfeksiyon bölgelerine taşınır. Bu, iltihaplanmaya, daha yüksek konsantrasyonlarda sitokin ve kemokin denen kimyasal sinyallerin salınmasına neden olur. Bağışıklık hücrelerinin bu aktivasyonu nedeniyle, normal makrofajlar granülomaya neden olan makrofajlara dönüşerek iltihaplanma kaynaklı makrofaj baskın lezyonlara neden olur. Bu lezyonlar ölümcül organ bozukluklarına ve Çoklu Organ Yetmezliğine neden olur.


Virüsün enfekte ettiği yerlerde vücut iltihaplanma olarak bilinen inflamasyon tepkisi verir. Bu inflamasyon nedeniyle damarlarda yada lenfatik direnaj sisteminde bozulma meydana geldiğinde damar yada lenf sistemindeki sıvılar çevresindeki dokulara sızarak ödem oluşturmaya başlar. FIP hastalığı nedeniyle gelişen kalp yetmezliği, karaciğer yetmezliği, venöz yetmezlik ve nefrotik sendrom gibi klinik durumların seyri esnasında ödem gelişebilir yada bacaklarda, karında, akciğer ve diğer dokularda sıvı birikir.

